Hizmetlerimiz

Anasayfa / Hizmetlerimiz

Hizmet Alanlarımız

Image

Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı

Zihinsel Gerilik
Down Sendromu
Gelişim Geriliği
Hidrosefali, Mikrosefali
Serebral Palsi
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Epilepsi vb.

Image

Bedensel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı (Fizyoterapi)

Serebral Palsi
Kas Hastalıkları
Hemipleji, Hemiparazi
Spina Bifida
Sendromik Rahatsızlıklar
Motor Mental Retardasyon
Brachial Pleksus Yaralanmaları
West Sendromu vb.

Image

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı

Disleksi
Diskalkuli
Disgrafi
Okula Uyum Sorunları vb.

Image

Yaygın Gelişimsel Bozukluk Destek Eğitim Programı

Otizm
Atipik Otizm
Uyaran Eksikliği
Rett Sendromu
Asperger Sendromu vb.

Hizmet Detayları

Zihinsel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı

Bağımsız yaşam becerilerini kazanmaları, Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini kazanmaları, Psikomotor becerilerini geliştirmeleri, Dil ve konuşma becerilerini geliştirmeleri, Sözlü veya yazılı anlatım becerilerini geliştirmeleri, Sosyal ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmeleri, Bilişsel hazırlık becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir.

Bedensel Engelli Bireyler Destek Eğitim Programı (Fizyoterapi)

Normal motor gelişim basamaklarındaki becerileri kazanmaları, duruş postür ve hareket ile ilgili bozukluklarını en aza indirmeleri, kaba ve ince motor becerilerini geliştirmeleri, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız hareket edebilme becerilerini kazanmaları, bacak ve kollarını fonksiyonel bir şekilde kullanmaları, yardımcı cihaz, araç gereç ve ekipmanı kullanma becerisi geliştirmeleri beklenmektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı

Öğrenmeye hazırlık becerilerini geliştirmeleri, Okuma-yazmaya hazırlık ve okuma-yazma temel becerilerini geliştirmeleri, Matematikle ilgili temel beceri ve kavramları günlük yaşamda kullanmaları, Sorun çözme, akıl yürütme, kıyas yapabilme ve analitik düşünme becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir.

Yaygın Gelişimsel Bozukluk Destek Eğitim Programı

İşlevsel becerilerin kazandırılmasına yönelik ön koşul oluşturan temel eşleme ve taklit becerilerini geliştirmeleri, sosyal ve etkileşim başlatma sürdürme becerilerini geliştirmeleri, alıcı ve ifade edici dil becerilerini geliştirmeleri, iletişim becerilerini geliştirmeleri, bağımsız çalışma ve işlevde bulunma ile organize olma becerilerini kazanmaları, öz bakım ve günlük yaşam becerilerini geliştirmeleri, akademik becerilerini geliştirmeleri, toplumsal yaşama katılım ve sosyal uyum becerilerini geliştirmeleri beklenmektedir.

Makalelerimiz

Doğumsal Kol Sinir Felci Nedir?

Zorlu doğum sırasında boyundan kola giden sinir ağının (brakiyal pleksus) zedelenmesi ile meydana gelen bir durumdur. Burada meydana gelen zedelenme kürek kemiği, omuz ve kol kaslarını etkiler.

Sinirlerin etkilenmesi kol veya elde kas güçsüzlüğüne yol açabilir. Bunun sonucunda tutulan tarafta kol ve el hareketlerinde kısıtlılık meydana gelir. Ayrıca kolun tümünde veya bazı bölgelerinde duyu kaybı olur. Kolun hareket kabiliyeti hasarın tipine ve şiddetine bağlı olarak değişir. OBPY ,bilindiği kadarıyla ilk defa Londralı bir hekim olan William Smellie tarafından ifade edilmiştir. 


BRACHİAL PLEKSUS’UN YAPISI 

Brachial plexus, boynun her iki yanında yer alan, omuz, kol ve elin hareketini ve duyusunu sağlayan sinir ağıdır. Karmaşık bir anatomik yapısı vardır.

Kola uzanan sinirler, omurilikten çıkarak boyundaki omur kemiklerinin arasından geçerler. Bu sinir ağında dört boyun (servikal) sinir kökü (C5-C8) ve birinci sırt (torakal) sinir kökü(T1) bulunur. Bu kökler birleşerek üç trunkusa ayrılır.

  • C5-C6 kökleri üst trunkusu,
  • C7 kökü orta trunkusu,
  • C8-T1 kökleri alt trunkusu meydana getirir.

Her trunkus bir bölüme ayrılır. Bölümlerin yarısı genel olarak fleksör kasları (kolu kıvıran ve yukarı kaldıran kasları), diğer yarısı da ekstansör kasları (kolu uzatan ve aşağı indiren kasları) hareket ettirir.
 

DOĞUMSAL KOL SİNİRİ FELCİ NASIL OLUR?

Doğumsal kol siniri felci, brakiyal pleksusun zedelenmesi ile meydana gelir. Yeni doğanlarda ve çocuklarda görülen, hayat boyu süren çok uzun süre takip ve rehabilitasyon gerektiren bir durumdur. Bu yaralanmaların çoğu doğum sırasında omuz ve boyundaki sıkışmalardan kaynaklanmaktadır. Özellikle iri doğan bebeklerde daha sık görülür.

Zor ve uzamış doğum, doğumda yardımcı aletlerin( forceps, vakum gibi) kullanılması, 4000 gr üzerinde doğum ağırlığı, omuz gelişi, annede yapısal darlık, makat geliş, annenin 20 yaşından küçük ve 35 yaşından büyük olması, annenin şeker hastası olması, evde doğum yapılması gibi nedenler bu yaralanmalar için risk faktörleridir.

GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?

Çeşitli kaynaklara göre % 0,5-3,0 arasında değişir. Genel olarak tek taraflıdır, daha çok sağ tarafta görülür.
 

KLİNİK TİPLERİ NELERDİR?

Üst trunkus tutulumu (Erb-Duchenne): En sık görülen tiptir. Bu tip yaralanması olan bebekler omuzlarını hareket ettiremezler ve kollarını uzatıp döndürmekte zorlanırlar. Çoğu zaman doğumdan hemen sonra kolda hiçbir aktivite olmamasına rağmen birkaç hafta içinde el ve parmak hareketleri başlayabilir.

Alt trunkus tutulumu (Klumpke): İzole alt trunkus yaralanması nadirdir. Bu tip hasarlanma sonucu el ve bilekte güçsüzlük meydana gelir, ancak omuz ve kol harekeleri genelde korunur. Nadiren alt trunkus tutulumunda servikal sempatik zincir de zedelenmişse Horner sendromu gelişebilir. Horner sendromunda gözbebeğinin büyüklüğünü kontrol eden iris kasları çalışamaz, bir göz diğerine göre daha küçük görünür.

Total (tam) tutulum: Bu tip yaralanmada brakiyal pleksusun üst, orta ve alt trunkusları değişken derecelerde tutulur. Bu bebeklerde omuz, kol, el ve el bileği hareketlerinde güçsüzlük oluşur.

 

NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Tanı genel olarak klinik bulgular ile konulur. Özellikle risk faktörleri olan bebeklerde tek taraflı kolda hareket kaybı ve güçsüzlük varlığında konu ile ilgili özelleşmiş hekimlere başvurulmalıdır. Kolda güçsüzlük yapan başka nedenlerden ayırt etmek için ve tanıyı doğrulamak amacıyla değerlendirme yapılabilir. Eşlik eden kemik kırığını tespit etmek hedefi ile direkt grafi çekilebilir. İleri görüntüleme yöntemleri hekimin uygun gördüğü durumlarda istenebilir. Sinir hasarının derecesini ve klinik seyrini belirlemek için elektrodiyagnostik testler yapılabilir.

 

Klinik seyri nasıldır?

 Olguların % 80’inde ilk 3 ayda kendiliğinden iyileşme gözlenir. Ancak zedelenmenin şiddeti ve tutulumun derecesine göre farklılık gösterebilir.

 

Tedavi seçenekleri nelerdir?

Tanı konulduktan hemen sonra tedavi başlanmalıdır. Tedavide rehabilitasyon ve cerrahi yöntemleri tek başına veya birlikte uygulanabilir. Bir tedavi uygulaması diğer tedavi gereksimini ortadan kaldırmamaktadır. En iyi sonucu elde etmek için aile,fizyoterapist ,çocuk doktoru, fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı, ortopedi uzmanı ve nöroloji uzmanından oluşan bir ekibin birlikte çalışması gerekir.

 

Rehabilitasyonun amaçları:

• Etkilenen kolda eklem sertliğini azaltmak

•Aileye tutulan kolun pozisyonlanması ile ilgili bilgi vermek

•Etkilenen kolun aktif kullanımını sağlamak

•Bebeğin kol hareketlerini arttırıp güçlendirmek

•Yaşına uygun hareket ve becerileri kazanmasını sağlamak

• Eklemin hareket kabiliyetini korumak ve gelişebilecek eklem şekil bozukluklarını

önlemek

•Etkilenen tarafın kullanımı sırasında oluşan anormal hareket paternlerini önleyerek

doğru vücut imajını en erken dönemden itibaren yerleştirmeye çalışmak

 

Rehabilitasyon tedavi öğeleri:

  • Aile eğitimi
  • Pozisyonlama
  • Eklem hareket açıklığı egzersizleri
  • Amaçlı oyunlarla belirli hareket ve davranışların kazandırılması
  • Fizik tedavi modaliteleri ve cihazlar

Aileye gerekli bilgiler verilir; kontrol, takipler ve tedavinin aşamaları ve farklı tedavi seçenekleri açıklanır. Evde egzersizlerin düzenli uygulaması için eğitim verilir.

Eklemlerde sertlik ve deformiteleri engellemek için günde 3-5 kez  10 tekrarlı yapılmalıdır. Emzirme veya bez değişikliği sırasında egzersizler yapılabilir.

Pozisyonlama ve giydirme:

Cocuk uyanıkken karın üzerine, yanlara ve sırt üstüne yatırılmalı ve etkilenen kolun çocuğun altında kalması veya yana doğru asılmasını engellemek gerekir.

Emzirirken etkilenen omuz desteklenmelidir. Çocuk kollardan tutularak kaldırılmamalıdır.

Taşınırken etkilenen kolu desteklemek için havlu kullanılır.

Etkilenen kolun aşırı gerilmesini önlenmek için giyinirken etkilenen taraf, kıyafetini çıkartırken sağlam tarafa öncelik verilmelidir.

Rehabilitasyon alanında uygulanan diğer tedavi seçenekleri

Elektriksel stimülasyon:

Kas kütlesini arttırmak ve kasın atrofisini engellemek için cilt üzerine yerleştirilmiş elektrotlar ile belirli kaslara uygulanır.

 Kineziolojik bantlama:

Omuz çevresindeki kasların fonksiyonlarını desteklemek amacıyla konu ile ilgili yeterli deneyime sahip olan hekim/fizyoterapist tarafından belirli bölgelerde cilt üzerine yapıştırılır. Diğer tedavi yöntemleri ile birlikte uygulanabilir.

 Botulinum toksin enjeksiyonu:

Bir bakterinin salgıladığı güçlü bir zehirden elde edilen ve sinirlerden gelen uyarıların kaslara geçmesini engelleyen bir maddedir. Botulinum toksin enjekte edilmiş bir kasın kasılma gücü, ilacın dozu ile orantılı olarak azalır veya tamamen kaybolur. İlacın etkisi enjeksiyondan birkaç gün sonra başlar ve genellikle yaklaşık olarak 3 ay sürer. Bu nedenle etkinin devamı için enjeksiyonun 3 ayda bir tekrarlanması gerekebilir. Hekim tarafından çocuğun yaşı ve kilosuna göre doz ayarlanır ve uygun kaslara enjeksiyon yapılır

Ortez kullanımı:

Genel olarak cerrahi girişimleri sonrası kolun pozisyonlama hedefi ile kullanılır. Hekim tarafından önerilen cihazlar bu amaç için uygun olabilir.

Cerrahi yaklaşımlar:

Total paralizi olan veya etkin rehabilitasyon programına alındıktan belirli bir süre geçmesine rağmen kasların hedeflenen fonksiyonlarının kazanılmaması durumunda planlanabilir.

Cerrahi uygulamaları konu ile ilgili özelleşmiş plastik cerrahi veya ortopedi uzmanı tarafından kas/sinir tamiri veya kas/sinir greftleme yöntemleri ,kas transferleri ile yapılabilir.

 

Son olarak ;

Fizyoterapist Nagihan Uyanık
Kaynaklar: i̇stanbulftr.com, Pediatrik Fizyoterapi Rehabilitasyon 

 

 

 

 

Serebral Palsi Nedir?

Serebral Palsi doğum öncesi, doğum sırası ya da doğum sonrası herhangi bir nedenle beynin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ana olarak motor fonksiyonlarda yetersizliğe neden olan gelişimsel bir bozukluktur. Motor fonksiyonlarda bozukluğun yanında, duyu bozuklukları, gözde kayma, titreme gibi bozukluklar, zeka geriliği, davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, dil-konuşma bozuklukları ve ağız diş problemleri de görülebilir. Serebral Palsi’de beyin hasarı ilerleyici değildir. Fakat ortaya çıkan sorun ömür boyu devam eder. 

Ortaya çıkan durumun ağırlığı, beynin zedelenme derecesine, hasarın yerine ve bireyin yaşına bağlıdır. Vücudun tamamını etkileyen şekli tetraparezi (kuadriparezi), daha çok bacakların etkilendiği şekli diparezi (dipleji), vücudun bir yarısının etkilenmesi hemiparezi, tek kol veya tek bacak etkilenmesi monoparezi olarak adlandırılır.

Serebral Palsi Belirtileri

  • Kas tonusunda, örneğin çok sert veya çok sarkık olma gibi değişiklikler
  • Sert kaslar ve abartılı refleksler (spastisite)
  • Normal refleksli katı kaslar (sertlik)
  • Kas koordinasyonu eksikliği (ataksi)
  • Titreme veya istemsiz hareketler
  • Kollara yüklenme, tek başına oturmak veya sürünmek gibi motor becerilerin gelişmesinde gecikmeler
  • Vücudun bir tarafını tercih etmek, örneğin sadece bir elinizle uzanmak veya bir bacağınızı sürüklemek gibi
  • Parmak uçlarında yürümek, çömelmiş bir yürüyüş, dizleri çaprazlayan makas benzeri bir yürüyüş, geniş bir yürüyüş veya asimetrik bir yürüyüş gibi zorlu yürüyüşler
  • Aşırı düşüş veya yutma ile ilgili sorunlar
  • Emme ya da yeme zorluğu
  • Konuşma geliştirmede gecikmeler veya konuşma zorluğu

Serebral palsili kişilerde ayrıca şunlar olabilir:

  • Görme ve işitme zorluğu
  • Zihinsel engel
  • Nöbetler
  • Anormal dokunma veya ağrı algıları
  • Ağız hastalıkları
  • Ruh sağlığı (psikiyatrik) bozulmaları
  • İdrarını tutamama

Serebral Palsi Nedenleri:

Anormal beyin gelişimi veya gelişen beyinde yaralanma serebral palsiye neden olabilir fakat çoğu durumda serebral palsinin kesin olarak nedeni bilinmemektedir. Muhtemel sebeplerden bazıları şunlardır:

  • Asfiksi neonatorum veya doğum ve doğum sırasında beyne oksijen eksikliği
  • Anormal beyin gelişimi ile sonuçlanan gen mutasyonları
  • bebekte şiddetli sarılık
  • Maternal enfeksiyonlar
  • Ensefalit ve menenjit gibi beyin enfeksiyonları
  • İntrakraniyal kanama veya beyine kanama
  • Beyinde hasara yol açan yaralanmalar

Serebral Palsi Çeşitleri:

Beynin çeşitli kısımlarını etkileyen farklı tipte serebral palsiler vardır. Beynin etkilenme alanı ve derecesine gore tiplere ayrılır:

Spastik serebral palsi

Spastik serebral palsi, SP’li kişilerin yaklaşık yüzde 80’ini etkileyen en yaygın SP tipidir . Sert kaslara ve abartılı reflekslere neden olarak yürümeyi zorlaştırır.

Spastik serebral palsili birçok insan, yürürken dizlerini bükme veya bacakları ile makas benzeri hareketler yapma gibi yürüme anormalliklerine sahiptir. Belirtiler tüm vücudu veya vücudun sadece bir tarafını etkileyebilir.

Diskinetik serebral palsi

Diskinetik serebral palsili insanlar vücut hareketlerini kontrol etmekte zorlanırlar. Hastalık kollarda, bacaklarda ve ellerde istemsiz, anormal hareketlere neden olur .

Bazı durumlarda, yüz ve dil de etkilenir. Hareketler yavaş ve çarpıntılı veya hızlı ve sarsıntılı olabilir. Etkilenen kişinin yürümesini, oturmasını, yutmasını veya konuşmasını zorlaştırabilir.

Hipotonik serebral palsi

Hipotonik serebral palsi, kas tonusunun azalmasına ve aşırı gevşek kaslara neden olur. Kollar ve bacaklar çok kolay hareket eder ve vücutta salık bir görünüm olur.

Bu tip hipotonik serebral palsili bebekler başları üzerinde çok az kontrole sahiptir ve nefes almakta zorlanabilirler. Ayrıca konuşma zorluğu, zayıf refleksler ve yürüme anormallikleri de olabilir.

Ataksik serebral palsi

Ataksik serebral palsi, en az görülen SP tipidir. Ataksik SP, genellikle düzensiz ve sarsıntılı görünen kas hareketleriyle karakterizedir .

Bu SP formuna sahip kişilerde genellikle denge ve koordinasyon sorunları vardır. Yürümekte ve nesneleri kavramak ve yazmak gibi iyi motor işlevleri yerine getirmekte zorlanabilirler.

Karışık serebral palsi

Bazı insanlar farklı tipteki SP’lerden gelen semptomların bir kombinasyonuna sahiptir. Buna karışık SP denir. Karışık SP vakalarının çoğunda, insanlar spastik ve diskinetik SP karışımı yaşarlar.

Serebral Palsi Tedavisi:

Serebral palsinin tamamen iyileştirilmesi mümkün değildir fakat çocuğa uygun tedavi ile çocuğun becerilerinin geliştirilmesi hedeflenir. Yetersizlikleri doğru şekilde tedavi edildiği takdirde, pek çok çocuk normale yakın bir yetişkin yaşamı sürebilir. Uygulanan tedavilerde ekip yaklaşımı çok önemlidir. Doktorlar, fizyoterapistler, aile ve nörologtan psikoloğa kadar çok geniş yelpazeli bir ekip iş birliğiyle rehabilitasyon süreci devam ettirilir.

İlaç tedavisi ile kasılma ve havale gibi sorunlara karşı önlem alınırken; fizik tedavi ve rehabilitasyon ile çocuğun kollarını ve bacaklarını rahatça kullanıp bağımsız hareket etme düzeyine ulaşması amaçlanır. Çocuğa bağımsız hareket etmeyi öğreten fizik tedaviler aynı zamanda daha düzgün bir şekilde konuşmasına da yardımcı olur. Aynı zamanda aile ve çocuk için rehberlik desteğiyle çocuk mental olarak geliştirilip iyileşmeye karşı motive edilir.

Serebral Palsi’nin Fizik Tedavi ve Rehabilitasyonu

 SP’ li çocukta bir çok sorun bir araya gelerek aile ve çocuk için yaşamı güçleştirir. Bu nedenle problemlerin iyi bir şekilde tanımlanması çok önemlidir. Ancak bilimsel ve bilinçli yaklaşım SP’ li çocuğun daha bağımsız bir yaşama kavuşmasını sağlayabilir. SP’li çocuğun klinik tablosu, SP’ nin nedenine, lezyonun şiddetine, şekline ve diğer komplikasyonların olup olmadığına bağlı olarak çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Bu nedenle her çocuğun tedavi ve rehabilitasyon programı farklılık içerir. SP’ li çocuklarda görülen problemlerin en aza indirilmesi ve onların topluma kazandırılması çok yönlü bir rehabilitasyon programı ile sağlanabilir. Ailenin eğitiminden, çocuğun fiziksel çevresinin düzenlenmesine kadar bir dizi sorun hesaba katılmak ve rehabilitasyonun alanı içine dahil edilmek zorundadır.

Serebral palsi hastalığı olan kişilere özel belirlenen fizik tedavi programlarının temel amaçları;

  • Kas koordinasyonun arttırılması,
  • Kasların güçlendirilmesi,
  • Denge sorunlarının azaltılması,
  • Kasların esnekliğinin fazlalaştırılması,
  • Fiziksel kapasiteyi arttırmak ve
  • Hastaların hayat kalitelerini yükseltip başkalarına duydukları ihtiyaçları hafifletmek olarak özetlenebilir.

Düzenli olarak fizik tedaviye giden ve kendilerine yönelik geliştirilen programlar sonucunda hastalar;

  • Fiziksel engellerinin yarattığı sorunları azaltabilirler,
  • Eklem hareketlerini geliştirebilirler,
  • Kas esnekliğinin artıp kas kasılmalarının azaldığını hissederler,
  • Günlük işlerini yaparken alternatif yollar keşfedebilirler,
  • Bağımsızlıklarını fazlalaştırabilirler,
  • Duruşlarını düzeltebilirler,
  • Ağrıları hafiflediği için kendilerini daha rahat ve sağlıklı hissedebilirler.

Zaman içerisinde yeteneklerinin geliştiğini fark eden hastalar fizik tedavi ve rehabilitasyon seanslarının faydasını görmeye başlarlar. Daha kararlı ve daha yüksek motivasyonla çalışmalarını devam ettirler. Fizik tedavi sürecinin salt fiziksel değil duygusal anlamda da hastalara destek olabileceği unutulmamalıdır.

 

 

Otizm Nedir?

Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde kendini gösteren ve yaşam boyu devam eden, duygusal ve sosyal ilişkilerde kısıtlılık, dil gelişiminde gecikme ve problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile karakterize olup beyindeki kimyasal dengelerin farklılığıyla ortaya çıktığı düşünülen karmaşık gelişimsel bir bozukluktur. Bilim adamları otizmi bir hastalık değil farklı bir gelişim olarak görmektedirler.

Otizmli her bireyin kendine özgü güçlü yanları ve zorlandıkları alanlar olabilir ve otizm her çocukta farklı seyredebilir. Bu seyri ise genetik ve çevresel faktörler etkiler. Bazı otistik gelişen çocuklar belirli alanlara ilgi yönelttiklerinde yüksek başarı gösterebilirler.

Otizmin tüm belirtileri giderici kesin bir tedavisi yoktur fakat davranışçı terapiler, özel eğitim desteği ve ayrıca çocuklara ve ebeveynlere yardımcı olmak için oluşturulan destek programları otizmli çocuklar ve ailelerinin hayatlarını oldukça kolaylaştırmaktadır.

Otizme Ne Sebep Olur?

Otizmin nedeni henüz tam olarak tespit edilememiştir. Otizmin tek bir nedeni yoktur. Pek çok nedeni olduğu artık bilinmekte ve hala da araştırmalara devam edilmektedir. Nörolojik açıdan incelendiğinde otistik bireylerde beyin hücrelerinin farklı çalıştığı gözlenmiştir. Hücreler arasında mesaj taşıyan kimyasal ileticilerde eksiklik yada fazlalık olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında doğum öncesinde annedeki duygusal karmaşa, korku, panik ve ruhsal sorunlar ve doğum sonrasında ise bebeğin aşırı ihmal edilmesi ve yalnız bırakılması gibi travmalara yol açabilecek çevresel faktörler de otizmi tetikleyebilir. Bazı genetik hastalıklar da otizme yol açabilir.

Otizmde Erken Tanı

Otizm ilk bebeklik çağlarından itibaren özellikle 0-3 yaş arasında gözlenebilir belirtilere sahip gelişimsel bir bozukluk olduğundan dolayı erken tanı hayat kurtarıcı bir öneme sahiptir.

Çünkü yaşamın ilk beş yılı beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönemdir. Bu gelişimsel özellik de çocuğun öğrenme yeteneğini doğrudan etkilemektedir. Hem otizmin sebepleri arasında olan sinir hücreleri arasında kurulan sayıca ve nitelik açısından yetersiz bağlantıları güçlendirmek hem de karakteristik davranışsal belirtileri ortadan kaldırmak amacıyla bu verimli dönemi eğitim alarak değerlendirmek otizmde iyileşme ve gelişme sağlamak açısından oldukça önemlidir.

Yapılan bilimsel araştırmalar yaşam boyu süregelen bir rahatsızlık olsa da erken tanı ve uygun özel eğitim programlarıyla çocuklarda otizm semptonlarının %70 oranında azalmalar gösterebileceğini ve olumlu yönde gelişmeler olduğunu göstermektedir.

Ebeveynler çocuklarında ilk 15 aya kadar göz kontağı kurmama, taklit etmeme, yüz ifadesinin donukluğu, olağandışı motor bulgular ve özellikle ebeveyne karşı tepkisizlik gibi belirtilerden şüphelendiği zaman vakit kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanlarına danışmalıdır.

Otizm Belirtileri

Otizm özelliklerine bakıldığında sosyal etkileşim, iletişim, sınırlı ve yineleyici davranış ve ilgiler şeklinde üç grupta toplandığı ve bu gruplarda belirgin eksiklikler olduğu görülmektedir.

  • Kendisiyle iletişim kuran insanlara nadiren gülümseme
  • Göz teması kurmama ve yüz ifadesi eksikliği
  • Ses çıkarmada gecikme veya çok az ses çıkarma
  • Dikkati nadiren çevredeki olay ve nesnelere yöneltme
  • İsmine tepki vermeme ya da zaman zaman konuşulanı duymuyor gibi görünme
  • Taklit davranışının yetersizliği
  • Karşılıklı sosyal ya da duygusal ilişki kurmada zorlanma
  • İletişim başlatmakta isteksizlik
  • Aynılığın korunması için ısrar etme ve değişikliklere karşı direnç gösterme
  • Belirli nesnelere takılıp onlarla aynı biçimde oynama
  • Gelişim özelliklerine uygun hayal gücü gerektiren oyunları oynamada güçlük
  • Tekdüze konuşma ve cümlelerde uygun olmayan kelime kullanımı
  • Dil kavramaya dayalı basit şaka, soru ve emirleri anlayamama
  • Ellerini çırpmak, ileri geri sallanmak veya parmaklarını şıklatmak gibi tekrar eden hareketler yapma
  • Kucaklamak ya da kaldırmak istediğinizde size doğru uzanmaması
  • Yuvarlanma, emekleme gibi hareketler açısından motor gelişim geriliği

Otizmin Erken Belirtileri

Doğumdan 6. Aya Kadar:

  • Fiziksel görünüm normaldir.
  • Kolaylıkla huzursuzlanabilir.
  • Nesneleri almak için uzanmaz.
  • Gülümseme yok ya da azdır.
  • Göz kontağı yok ya da azdır.

6-12 Ay Arası:

  • Kucaklama hareketi yoktur.
  • Anne babaya karşı ilgisizdir.
  • Basit sosyal oyunları oynayamaz.
  • Motor gelişimi gecikmiştir.
  • Katı yiyecekleri çiğneyemeyebilir.

24-36 Ay Arası:

  • Gelişimde bazı ilerlemeler görülse de kişilerarası ilişki ve ilgiler sınırlıdır.
  • Göz kontağı sınırlıdır.
  • Nesnelerle ilişki koklama ya da yalama şeklindedir.
  • Çevreye ve ebeveynlere karşı ilgisizdir.

48-54 Ay Arası:

  • Genellikle konuşmada ekolali gözlenir.
  • Monoton fısıltı ya da bağırarak konuşma gibi farklı konuşma özellikleri vardır.
  • Değişikliklere karşı tepkilidir.
  • Göz kontağı sınırlıdır.
  • Çevreye ilgi sınırlıdır.
  • Davranış problemleri görülmeye başlanabilir.
  • Kendi kendini uyarıcı davranışları vardır.

 

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR ?

Özel Öğrenme Güçlüğü, zekâsı normal ya da normalin üstünde olan bireylerin, standart testlere göre yaş, zekâ düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda okuma, matematik ve yazılı anlatım düzeyinin beklenenin önemli ölçüde altında olmasıyla tanısı konulan bir durumdur. Okuma bozukluğu (disleksi), yazılı anlatım bozukluğu (disgrafi), matematik bozukluğu (diskalküli) ve başka türlü adlandırılamayan öğrenme bozukluğu alt gruplarını içermektedir.

Özel öğrenme güçlüğü olan birey, öğrenmede çok önemli olan bilgiyi işleme sürecinin (bilginin alınması, düzenlenmesi, bellekte depolanması ve iletilmesi) bir kısmında ya da hepsinde sorun yaşayabilir. Okul öncesi döneminden itibaren dil, algı, kavram, motor-koordinasyon, bellek, dikkat, konsantrasyon, sıralama, organizasyon, duygusal-sosyal alanlarda güçlükler görülebilir. Öğrenme için gerekli olan bilişsel strateji geliştirebilme güçlüğü yaşayabilirler. Akademik alanlarda yetersizlikleri vardır fakat tüm belirtileri taşımayabilir ve/veya bu belirtileri farklı yoğunlukta gösterebilirler. Bu bireylerin güçlü ve yetenekli oldukları alanlar da bulunmaktadır; meraklı ve çevrelerine karşı ilgili olabilirler, ilgi duydukları alanlarda daha kolay kavrayabilirler, sözcükler yerine resimlerle düşünebilirler, sezgisel yolla problem çözme becerileri ve hayal güçleri gelişmiş olabilir, yaratıcıdırlar ve pratik çözüm yolları bulabilirler.

Özel Öğrenme Güçlüğü Destek Eğitim Programı ile hedeflenen;

1. Öğrenmeye hazırlık becerilerini geliştirmeleri

2. Okuma-yazmaya hazırlık ve okuma-yazma temel becerilerini geliştirmeleri

3. Matematikte ilgili temel beceri ve kavramları günlük yaşamda kullanmaları

4. Sorun çözme, akıl yürütme, kıyas yapabilme ve analitik düşünme becerilerini geliştirmeleridir

ZİHİNSEL YETERSİZLİK NEDİR?

Zihinsel yetersizliği olan birey, zihinsel işlevler bakımından ortalamanın iki standart sapma altına farklılık gösteren, buna bağlı olarak kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde eksiklikleri ya da sınırlılıkları olan, bu özellikleri 18 yaşından önceki gelişim döneminde ortaya çıkan ve özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan bireydir.

Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler; zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan bireylerdir.

Orta düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler; zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan bireylerdir.

Ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan bireyler; zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki eksikleri nedeniyle öz bakım becerilerinin öğretimi de dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan bireylerdir.

Zihinsel yetersizliği olan bireylerin dikkat, bellek, öğrenme, dil gelişimi, akademik beceri, sosyal gelişim ve psikomotor gelişim gibi alanlarda desteğe ihtiyaçları bulunmaktadır.

 

ZİHİNSEL ENGELLİ BİREYLER DESTEK EĞİTİM PROGRAMI ile hedeflenen

1. Bağımsız yaşam becerileri kazanmaları,

2. Öz bakım ve günlük yaşam becerilerini kazanmaları,

3. Psikomotor becerilerini geliştirmeleri,

4. Dil ve konuşma becerilerini geliştirmeleri,

5. Sözlü veya yazılı anlatım becerilerini geliştirmeleri,

6. Sosyal ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmeleri

7. Bilişsel hazırlık becerilerini geliştirmeleridir.